18 Mart 2018 Pazar

Yeşilin Daha Yeşili

Herkes toplanmış sırasını bekliyordu, neyi beklediklerini görebilmem imkansızdı, sıra kuyruğu baya uzundu, gene de merakıma engel olamayıp sıra boyu yürümeye başladım. kimler yoktu ki; kadınlar, erkekler, gençler, yaşlılar, çocuklar. Hepsinin gözlerinde umut görür gibi oldum, endişe ve kaygıyla karışık. Belirli bir zümreye ait olmadıkları belliydi fakat amaçları birdi o çok açık.

Neydi ki amaç? Yürümeye devam ettim, yol boyu levhaları okuyarak ilerledim. Sıranın başına doğru yaklaştığımda oradakilerden birine usulca yaklaştım ve neyi beklediklerini sordum, kadın yorgun ama umutlu gözlerle bana bakıp cevap verdi; "yeşili daha yeşil, mavisi daha mavi bir yer varmış, orada ne hüzün ne de ölüm varmış, o yerin sırası bu, yıllardır gitmediğim yer kalmadı son umudum burası".

Boğazım düğümlendi üzüntüden ve belki de yaratacağım hayal kırıklığından, ne diyeceğimi bilemedim ama söylemek zorundaydım. Üzgün gözlerle kadına baktım ve usulca mırıldandım; "levhaları okumadınız mı? kafanızı oraya götürmemelisiniz, ancak kafasının kesilmesini kabul edenler gidebiliyormuş oraya, bakın herkes teker teker geri dönüyor". İnanamadı kadın, haklıydı da, çevresine bakındı, yavaş yavaş insanların dağıldıklarını gördü ve kalbi kırık, omuzları düşük geri döndü o da. Birkaç saate bir ben kalmıştım, kafamı koltukaltıma aldım ve ilk adımımı attım.

Esindaş

0 yorum: