19 Nisan 2018 Perşembe

Şaka

"Kim kimi önce terketti? Bunu çocuk aklımla algılayabilmem çok zordu fakat bir şekilde bilmişim işte; aslında terkedilen her zaman çocuklar oluyor, aynı mekanda yaşayıp birbirini terkeden insanlar ve çocukları. Annem evde, babam deniz sevdasında. Dolap tamtakır, yiyecek makarnadan başka bir şey yok. Çoğunlukla açız, annem parasızlıktan mıdır başka şeyden midir bilinmez yemek yapmayı bırakmış gibi. İlk defa kendime makarna yapmaya çalışıp, soğuk suya tüm makarnayı dökünce elimdeki malzemeyi de kaybettiğimi hatırlıyorum. Babam eve gelince büyük kavgalar çıkardı, odama çekilirdim genelde, kulağıma tüm gücümle yastık bastırırdım, duymayayım diye. Bir aralar boşanmalarını canı gönülden istediğimi hatırlıyorum.

Babam itiraf etti evden kaçtığını ya da itiraf eder gibi oldu emin değilim, hala daha kaçıyorum diyor 75 yaşında adam. Peki baba ya biz diye soracak oldum, içimde bir şeyler paramparça kırılıyor farkındayım. Bunca yıl "ben neden böyleyim" diyerek kendi kendimi suçlayarak yiyip bitirmelerim...

Boğazım düğüm düğüm. Yazık değil mi bize? Mutsuzluk insana yapıştı mı kolay kolay geçmezmiş, annemden öğrendim bunu. 68 yaşında ve hala mutsuz, benden de hayır gelmedi ona. Mutsuzluğunun nedenini kötü çocuk olmama bağlayıp yersiz yere kendimi kınamalarımın, üzüntülerimin, geçmeyen büyük hüznümün ve vicdan azabının vebali kimin boynuna?"

Anlatıyordu E. abla, gözlerini ayaklarına dikmiş, elinde buruş buruş bir peçete, dinliyordum ben de, o kadar içten anlatıyordu ki gözlerim dolu dolu oldu. İnsanlar ve onların buruk hikayeleri, bazen bu kadar çok acıya rağmen dünyanın neden hala dönebildiğini merak ediyorum, insanlar kimin umrunda? Göklerdekine haberleri ileten var mı? Kafamdan bunlar geçerken yan masaya kulak kabarttım, sesler geliyordu, bir çift birbiriyle atışır gibiydi, kız tokat atıp masadan kalktı, adam bi an afalladı o da kalktı ve hızlıca uzaklaştı, kız rahatlamış gibi yerine geri oturduktan sonra telefonu eline alarak birini oturduğumuz cafeye çağırdı. O esnada E. abla devam etti anlatmaya:

-Seni de yordum biliyorum, sen nasılsın mutlu musun? Yüzüme koca bir gülümseme yayıldı, cevapladım hemen:

-Mutluyum elbet mutlu olmam mı? D. beni çok mutlu ediyor, ötesine berisine de çok takılmıyorum artık, güvenebileceğim bir insanla mutluluğu yakaladım, daha ne ister insan?

Diyorum ya bazen öyle şeyler oluyor ki dünyanın hemen oracıkta dönmeyi bırakması gerekiyor. Ben lafımı bitirir bitirmez D. yi yan masadaki kızın yanına gelip elini tutarken gördüğümde yaşadığım şoku tahmin edersiniz sanırım. E. abla beni elimden tutmasa düşüverecektim, yer sallandı, madem dünya hala dönüyor, yerin dibine girmeliydim. Birden oracıkta bana bir şeyler oldu. Kahkahalarla gülmeye başladım, E. abla hızla uzaklaştırdı beni, yolda durup durup güldüm. Yaşam koca bir şaka değil de ne?

Esindaş

0 yorum: