10 Nisan 2018 Salı

Her Birimiz Yanalım

Hayır gerçek değil o, Peyami Safa'nın bir romanından yarım yamalak hatırladıklarım. Kadının biri vardı, akıllı mıydı, deli miydi? Bir köşk vardı, ormanın içinde. Uykusuz geçen geceler, sigara ve kahve, sigara ve kahve, kaç fincan kahve içti o karakter yatana kadar?

İnsanın uyuyamazken kahve içmesi de garibime gitti tabi. Peki o yarı akıllı yarı deli kadın neden her şeyi yaktı? Belki de öyle değildi tam olarak, yangının çıkacağını önceden bilmişti, bu demek değil ki yangını o çıkardı. Zihnim dolandı birbirine, neydi o olay?

Köşk çok güzel olsa gerek, en azından benim hayalimde canlandırdığım, açelyalar, yok yok kamelyalar ya da her ikisi birden olmalı bahçesinde, yazar anlatmasa da yasemin ve hanımeli ile mis gibi kokmalı bahçe, gözlerden ırak olmalı, kimseler girememeli. O güzelim yer bile eninde sonunda yanıyor, sigara-kahve, sigara- kahve.

Yangın çıkınca kadın bağırarak koşuşturmalıydı, minik çiçekli pazen elbisesinin eteklerinde alevlerle. "İçimde güneş var kurtarın beni, içimde ay var kurtarın beni, içimde yıldılzlar, nebulalar, pulsarlar var kurtarın, kara delik beni çekiyor, kurtarın beni" diye haykırmalı.

İçinde evren varmış kadının, hangi yazar içine evreni doldurmuş kadını diri diri yakar? Karıştırdım her şeyi o romanda değilim artık, başkasına geçtim belki de belleğimdeki gerçek bir anıyı hatırlıyorum.

Kadın gözler önünde yanıyor, yandıkça, derisinin altından trilyonlarca ışık kaynağı bize göz kırpıyor, gözlerimiz kamaşıyor, bir araya gelip ayrılıyorlar, çok kaotik bir ortam, kavruluyor kadın, tanınmaz halde, kurtarılmaktan bahsedemiyor artık, yavru ışık kaynakları kıpır kıpır, kadın gözümüzün önünde yanarak yıldız doğuruyor.

Yeni doğmuş yıldızlar havai fişekler gibi, önümüzde çılgınca bir oraya bir buraya uçuşuyorlar.

Kadın yanmaya devam ediyor, her yere sıçrıyor alev, halılara, tablolara, sandalyelere, masalara, koltuklara ve bana ya da ben ateşin içine yürüyorum, kaçacak yerimin olmadığını biliyorum, ellerim tutuşuyor ilk, acı yok, yok olmayı kabul ediyorum. Böğrümde bir hıçkırık var sadece, acıların en büyüğünü çeken tüm dünya yaratıklarına duyduğum sevgi ve acıları bitsin istiyorum, hepimiz yanalım, her birimiz yanalım, minik yıldızlar doğsun bizden, saf ve temiz dünyalar, kirli düşünceler küle dönsün. Döne döne yakıyorum her şeyi, hepimiz biriz ve hepimiz yıldızız.

Esindaş

0 yorum: