20 Mart 2018 Salı

Deli Kadın

Patika boyunca hızlı hızlı yürümeye devam etti, hava serindi, güneş bulutların arasından bir çıkıyor, bir kayboluyordu. arkasından gelen hışırtılara aldırmadan adımlarını sıklaştırdı, arkasına bakmayacaktı, bir kerecik bile bakacak olursa geri dönmek zorunda kalacağını biliyordu. Zaman zaman kulağına gelen insan seslerine, haykırışlara ve bağırışlara da aldırmayacaktı. Hayır, o sadece önüne bakarak ormana doğru ilerleyecekti.

Bir agacın gölgesinde biraz dinlenmek için durdu. O an gerideki tüm sesler kesildi ve o sadece rüzgarı dinledi, rüzgarın nağmelerini, gözünü kapattı ve bir kaç dakikalığına...

Ayaklarından toprak onu içine çekmeye başlayınca tüm gücüyle koşmaya başladı, her şeyi, tüm yaşadıklarını, tüm hayatını, tüm öfkesini, tüm insanlığı, korkularını, kaygılarını, geçmişini ve geleceğini üstünden silkeleyerek koştu, koştukça hafifledi, koştukça rahatladı ve birden düştü, düştükçe düştü, derinin en derinine düştü yeryüzü ve gökyüzü yok alana kadar düştü, bedeninden sıyrıldı ve birden aslında hiç bir şey olmadığını fark etti, aslında peşinden falan da kimsenin gelmediğini. Sonra fark eden de gitti.

Öyle anlattılar bana deli kadını, bir zamanlar fotoğrafları varmış hem de bir sürü. Çok uzun zaman boyunca da hem kendini hem fotoğrafları gerçek sanmış, sonra birden, yeşillerin içindeyken, anlamış var olmadığını. Hiç bir fotoğrafta kendisini göremezsiniz artık. Fotoğraf kareleri onsuz, ama orada burada ufak tefek bir şeyler var ki, bana; onun bir zamanlar içeride olduğunu düşündürüyor. Tüm kareler onun yaşamının artıkları gibi.

Esindaş

0 yorum: