28 Mart 2018 Çarşamba

Deli Deli Bakıyordu Gözleri

Günlerdir hiç geçmeyen baş ağrısının sebebini anlayamıyordum, sabah yataktan kalkmamla başlıyor, gece uyuyana kadar devam ediyordu. Uykular derseniz yarım yamalak, sonlu sonsuz bir yere çıkmayan ya da çıktığı yerler kapalı olan arapsaçı gibi rüyalar. Bunu safça bahar mevsimine yorabilirdim, havada uçuşan polenlere, kelebeklere ya da koskocaman uçuşan sineklere, rüzgarlara da yormam mümkündü, dünyanın tozunu oradan oraya hiç durmadan, yorulmadan taşıyan gürültücü rüzgarlara ama kafamdaki bir araza yormam mümkün değildi.

Son günlerde zihnim de benim değildi gerçi, oradan buradan toplamaya çalışıyordum ezelden benim olmayan düşüncelerimi, onlar da bahar tozu toprağı gibiydi, tuttuğum yer elimde kalıyordu.

Belki biraz kendimi toparlayabilirim diye deniz kenarına yürüdüm, kimse yoktu şansıma. Deniz kıyısına bağdaş kurarak oturdum ellerimi kafama koydum, bir zaman sonra kafama ellerimle bastırdığımı fark ettim sanki bastırdıkça daha iyi oluyordu. Ne var ne yoksa sıkışıp yok olacak gibi hissetmeye başlamıştım, başımın ağrısı da azalıyor gibiydi. Kafamdaki baskı gitgide hızlıca artmaya başladığında, ellerimin üstünde bir çift elin olduğunu ve baskıyı o ellerin arttırdığını fark ettim, kıpırdamaya çalıştım, mümkün olmadı. Yerin dibine doğru itiliyordum, arkama dönmeye çalıştım en azından kim olduğunu görebilmek adına, onu da başaramadım. Durumu garipsemek ve harekete geçebilmek yerine benimseyip öylece kafamın üzerindeki tonlarca ağırlıkla oracıkta kalakaldım.

Baskı yavaş yavaş azalmaya başladığında kafamdaki yabancı eller de gitmişti, denizde birdenbire ortaya çıkan küçük yeşil renkte teknedeki biri bana el sallıyordu, ben de ona el salladım. El kol hareketi ile beni çağırıyor gibiydi, daha garip ne yaşanabilir diye soğuk suyun içine girip hemen kıyıdaki tekneye bindim. Hiç tanımadığım bir insan değildi, tanıyordum muhakkak, deli deli bakıyordu gözleri, korkmadım hiç. O eller senin miydi diye sordum, evet manasında başını salladı."Ne duruyoruz burada artık kafamız kaldırmıyor belli, gidelim hadi" dedi, bu sefer de ben başımı salladım; "evet gidelim" ve gittik atlarımızla değil ama minik yeşil minicik bir tekneyle.

Esindaş

0 yorum: