18 Mart 2018 Pazar

Abdullah Amca

Kaç yaşındaydım hatırlamıyorum, alacakaranlık bir gün. O kadar geç bir saat olmamasına rağmen kapkaraydı gökyüzü. Ölümü ilk o gün gördüm. Karşı komşumuz Abdullah amca pat diye ölmüş dediklerine göre, bir hastalığı da yokmuş ama yaşlıymış baya.

Karısı bi garip, köşede oturmuş kalmış, boş boş bakıyor gelene gidene. Ortalık çok sessiz. Ben bilmeden odalardan birine geçtim, Abdullah amcanın ölüsü yerde kaskatı, buz gibi duruyordu, bir deri bir kemik. Ne ürktüğümü ne de korktuğumu hatırlamıyorum, kafamdan ne geçti onu da bilmiyorum. Omuz silkerek dışarı çıktım, o vakit gökyüzünde karanlık bulutların arasından, sarı bir ışık hüzmesinin ortalığı aydınlattığını fark ettim. Değişik bir rahatlama hissi sardı, buruk, garip, neşesiz bir huzur. Rahatlayan ben miydim yoksa bunca yıl hayatın olanca yükünü taşıyan Abdullah amcanın omuzları mıydı?

Yıllar geçtikçe o hissi kaybettim ve dört elle bir gün bitecek hayata boş yere sarıldım korkuyla.

Esindaş

0 yorum: